" 24 Kasım Öğretmenler Günü İçin Okul Müdürümüzün Mesaji "

Memleketimizin, Toplumumuzun Manevi Mimarı Değerli Öğretmenlerimiz,
Devletimizin kurucusu Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul buyuruşunun 78’inci, bu önemli günün biz eğitimcilere “Öğretmenler Günü” olarak tahsis ve armağan edilişinin 25’inci yıldönümünü hep birlikte idrak etmekteyiz.
Toplumun medeni ve çağdaş olmasında, fertlerin iyi insan, örnek vatandaş olarak yetiştirilmelerinde “Öğretmen” in ne denli büyük önem arz ettiği hepimizin malumudur. Öncellikle insanı ve beraberinde insanın meydana getirdiği toplumu eğitmeyi, yarının dünyasına hazırlamayı vazife bilen ve bu vazifeyi en iyi bir şekilde ifa etme gayreti içerisinde bulunan öğretmenler, Başöğretmen Atatürk’ün de ifade buyurduğu gibi “Dünyanın en fedakâr, en saygıdeğer insanlarıdır.”Tanrı mesleği olarak tanımlanan bu meslekte görev alan arkadaşlarımızın, insanımızı, Ata’mızın en büyük mirasım dediği “Akıl ve Bilim” den ayrılmadan milli ve evrensel değerlerle teçhiz edilmiş, araştıran, inceleyen, sorgulayan, düşünen, Atatürk İlke ve İnkılâplarını yaşayan ve yaşatan, laik, üniter, hukuk devletini benimseyen, vatanın bölünmez bütünlüğünü, devletin bekasını milletin birlik ve beraberliğini temel ilke kabul eden sağlam kişilikli, sağlam karakterli bireyler olarak yetiştireceklerine inancımız sonsuzdur.
Bu duygu ve düşüncelerle 24 Kasım Öğretmenler Gününüzü tebrik eder, Başöğretmen Atatürk başta olmak üzere; ebediyete intikal eden Türk büyüklerini, bu toprağı bizlere vatan yapan ve vatan olarak kalması için memleketimizin dört bir yanında şehit olan öğretmenlerimizi şükran, rahmet, minnet ve saygıyla anıyor, emekli olan, halen görevde olan öğretmenlerimize şahsi, ailevi, mesleki ve sosyal hayatlarında sağlık, mutluluk ve başarı diliyorum, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Ertuğrul IRMAK
Okul Müdürü
Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik'in Öğretmenler Günü Mesajı

Sevgili Meslektaşlarım,
Değerli Öğretmen Arkadaşlarım,
24 Kasım Öğretmenler Günü'nüzü yürekten tebrik ediyorum. Atatürk'e ”Başöğretmen” ünvanının verildiği bu anlamlı gün öğretmenlerimize fazlasıyla yakışmıştır.
Şüphesiz öğretmenlerimizin hatırlanması, anılması için bir gün, bir hafta veya bir ay yeterli değildir. Resmen ve sembolik de olsa bir Öğretmenler Günü'nün var olması, öğretmenlerimize her gün ve bütün ömrümüz boyunca gönül bahçemizde en güzel yeri ayırmamıza engel değildir.
24 Kasım Öğretmenler Günü öğretmenlerimiz için mesleki dayanışma, mesleğin problemlerini, avantajlarını, dezavantajlarını masaya yatırma, bunları yetkililerle paylaşmak için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
Değerli öğretmenlerimiz,
Hepimiz biliyoruz ki, öğretmenlik mesleğini diğer birçok meslekten ayıran en önemli özellik, malzemesi ve meyvesinin insan olmasıdır. İnsanın insan olma vasfını ön plana çıkaran şey, eğitim ve kültürdür. Öğretmen ömür boyu öğrenen ve öğreten insan olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir.
Öğretmenlerimizin sosyal statüleri ve özlük hakları için birçok adım atıldı ve atılmaya devam edilecek. Devlet sektöründeki en büyük çalışan kitlesini oluşturan öğretmenlerimizin çok daha iyi maddi imkanlara sahip olması hükümetimizin samimi arzusudur. Ülkedeki ekonomik durumun iyileşmesine paralel olarak bu iyileştirmeler yapılacaktır. Olmayan bir kaynağın öğretmenlerimize aktarılması tabii ki söz konusu olamaz. Para basarak popülizm yapmanın ekonomik olarak ne tür sonuçlar doğurduğu hepimizin malumudur. Ülkemiz 2002 sonunda bulunduğu ekonomik uçurumdan çok şükür ki kurtulmuş ve her geçen gün daha iyiye gitmektedir. Bu iyileşmenin ilk olarak yansıtılacağı kesimlerin başında şüphesiz ki öğretmenlerimiz gelmektedir.
Sevgili Meslektaşlarım,
Öğretmenliğin insanların aynı zamanda geçimini sağlayan bir meslek olduğu bilinmekle beraber; Bu mesleğin bedeli maddi karşılıkla ölçülemeyecek kadar büyüktür. Dolayısıyla, öğretmenliği çok fazla maddileştirmek bu mesleğin itibarına, saygınlığına gölge düşürecektir. Olur olmaz yerlerde, sınıfta öğrencilerin huzurunda öğretmenlerin maaşının, ücretlerin söz konusu edilmesi kesinlikle pedagojik bir davranış olmadığı gibi öğretmenin öğrenci nezdindeki ağırlığını ve etkinliğini azaltmaktadır. Değerli arkadaşlarımın sosyal statüleri ve özlük hakları ile ilgili taleplerini ilgili merciler nezdinde ve yetkililerle paylaşmaları onların en tabii haklarıdır; ancak bunun öğrenci ve veliye yansımasına çok çok dikkat edilmelidir.
Saygıdeğer Eğitimciler,
Bizler, bize teslim edilen öğrencileri, gül yetiştirenlere mahsus hevesle yetiştirmeliyiz. Okullar, bizim çiçek bahçelerimizdir. Bir öğretmen, tıpkı bir bahçıvan gibi her çiçeğin ayrı bir bakım, yaklaşım ve ihtimam gerektirdiğinin farkında olmalıdır.
Öğrencilere anne, baba, ağabey, abla şefkati ile yaklaşan, onlara sadece teorik bilgiler aktarmak ile yetinmeyen; davranış diliyle onlara örnek olan öğretmenlere ne mutlu… Okulun sadece bir bilgi depolama yeri değil, öğrencilerimizin bireysel özelliklerinin, güzelliklerinin de su yüzüne çıkarıldığı, yönlendirildiği, yönetildiği mekanlar olduğunu unutmayalım. Öğrencilerimize verilen bilginin, onlara yönelik eğitimin onlarda milletimize yakışan bir âhlak telakkisi olarak ortaya çıkması, onlara yönelik telkinlerin birer davranış biçimine dönüşmesi gerçek bir eğitimin hedefi olmalıdır.
Sevgili Meslektaşlarım,
Öğrenmenler Günü'nü idarecilerimiz, öğrencilerimiz, velilerimiz, yardımcı çalışanlarımızla ortak amaca ulaşmak için neler yapılması gerektiği, neler yapılmaması gerektiğinin konuşulacağı, tartışılacağı bir fırsat haline getirmeliyiz.
Mesleğimizle ilgili, performansımızla ilgili bir muhasebe yapmak işimize ünvanımıza duyduğumuz saygının bir gereğidir.
Tüm öğretmenlerimizin bir kez daha Öğretmenler Günü'nü en içten duygularımla kutlar, aile fertleri, öğrencileri ve çalışma arkadaşları ile birlikte daha mutlu, başarılı ve huzurlu olmalarını dilerim.
| Doç. Dr. Hüseyin ÇELİK |
|
Milli Eğitim Bakanı |
|
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ
İnsan, dünyaya geldiğinde, daha bebek iken gözlerini açar açmaz çevresindekilerini hissetmeye çalışır. Yemeği, içmeyi, emeklemeyi, yürümeyi, koşmayı ve konuşmayı öğrenir. Kendisini ve çevreyi algılamaya çalışır. Tüm bunlara karşın yine de yardıma muhtaçtır.
İnsanın yaşamdaki ilk yardımcıları anne, baba, abla, ağabey, nine ve dedesidir. Büyüyüp gelişen çocuk bilgilenme sürecine girer. Bu nedenle aile içi eğitim ve öğretim yetersiz kalır. Çocuğun bu döneminde ihtiyaç duyduğu bilgileri, ancak okulda öğretmen klavuzluğuda sistemli bir eğitimle olacağı ve yönlendirileceği somut olarak ortaya çıkmıştır.Okulun ve öğretmenin devreye girmesiyle ailenin de bu konuda sorunu çözülür.
Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; eğitim ve öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir. Eğitim sorunlarını çözen uluslar; kültür, sanat, bilim, teknoloji, sosyo-ekonomik alanında da kalkınmış ve ilerlemiştir. Eğitime gereken önem ve ilgiyi göstermeyen uluslar, başka ulusların kölesi olmaya mahkumdurlar. Kalkınmanın temel şartı eğitim ve öğretimdir.
Öğretmen; insanları eğitmeyi ve öğretmeyi meslek edinen, eğitim kurumlarında çocuk ve gençlerin eğitim öğretimlerine rehberlik eden, yön veren ve yaşam hazırlayan kimsedir. Öğretmenler gününün amacı öğretmenin toplumdaki yeri ve rolü önemi ve değeri nedir, sorunlarını belirlemek ve öğretmeni olması gerekli yüce oruna oturtmaktır. Öğretmenlerin kendi aralarında bağı kuvvetlendirmek, öğrencileri ile aralarındaki sevgi, saygı ve dayanışmayı güçlendirmektir. Emekli olan öğretmenleri saygıyla anmak ve yeni atanmış öğretmenlere mesleklerinin kutsal bilincine varmalarını sağlamaktır. İşte, Öğretmenler Günü, bu fedakar öğretmenlerimizin kıymetini bir kez daha düşünüp anlamamızı sağlayan önemli bir gündür.
Öğretmenlerimize duyduğumuz saygı, sevgi ve şükranlarımızı dile getirmek için bu günü fırsat bilmeli ve bu duygularla, onların ellerini öpmeliyiz. Okulu bitirip hayata atıldığımız zaman, bizi bu günlere hazırlayan öğretmenlerimizi hatırlamak, ziyaret etmek ya da bir telefon, kart veya mektupla hatırlarını sormak onlar için en büyük ve en değerli armağan olacaktır.
Öğretmenler Gününün Kısa Tarihçesi Türkler, ilk önceleri Göktürk ve Uygur alfabelerini kullanmışlardır. 8. Yüzyıldan itibaren, İslamiyetin kabul edilmesiyle birlikte Uygur alfabesi bırakılarak Arap alfabesine geçilmiştir.
Kurtuluş Savaşı'nı kazandıktan sonra, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i kuran ulu önder Atatürk, askeri ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda birçok yeniliği başlatmıştır. Bu yeniliklerden biri de, 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan 1353 sayılı kanunla, Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabulü olmuştur. Bu tarihten itibaren yeni harflerin öğrenilmesi ve okur yazar sayısının artırılması konusunda büyük bir seferberlik başlatılmıştır.
24 Kasım 1928 tarihinde açılan, Millet Mektepleri'nde, yaşlı, genç, çocuk, kadın... herkese yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir.
Millet Mektepleri'nin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. |
|
ÖĞRETMEN ANDI
"TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINA, ATATÜRK İNKILÂP VE İLKELERİNE,
ANAYASADA İFADESİNİ BULAN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE SADAKATLE BAĞLI KALACAĞIMA;
TÜRKİYE CUMHURİYETİ KANUNLARINI TARAFSIZ VE EŞİTLİK İLKELERİNE BAĞLI KALARAK UYGULAYACAĞIMA;
TÜRK MİLLETİNİN MİLLÎ, AHLÂKÎ, İNSANÎ, MANEVÎ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİNİ BENİMSEYİP,
KORUYUP, BUNLARI GELİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞACAĞIMA;
İNSAN HAKLARINA VE ANAYASANIN TEMEL İLKELERİNE DAYANAN MİLLÎ, DEMOKRATİK,
LÂİK BİR HUKUK DEVLETİ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE KARŞI GÖREV VE SORUMLULUKLARIMI
BİLEREK, BUNLARI DAVRANIŞ HALİNDE GÖSTERECEĞİME NAMUSUM VE ŞEREFİM ÜZERİNE YEMİN EDERİM."
|
ÖĞRETMEN MARŞI
Alnımızda bilgilerden bir çelenk, Nura doğru can atan Türk genciyiz. Yer yüzünde yoktur, olmaz Türk'e denk; Korku bilmez soyumuz.
Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun; Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.
Candan açtık cehle karşı bir savaş, Ey bu yolda ant içen genç arkadaş! Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş; Durma durma koş.
Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun; Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.
İsmail Hikmet ERTAYLAN
|
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ NEDİR ?
Genel anlamda öğretmenlik öğretmenin görevi, meslek ise bir kimsenin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli iş, sürekli uğraş demektir. Buna göre öğretmenlik mesleği denilince öğretmenin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli öğretme işi veya sürekli öğretme görevi anlaşılır.
Bir yaşamsal etkinlik olgusu olan meslek, toplumsal, kültürel ve ekonomik yapının ve teknolojinin gerektirdiği bir iş bölümü sonucu ortaya çıkar. Meslekler, genellikle gelişmemiş toplumlarda görenekle babadan ağula veya anadan kıza geçer, az gelişkin toplumlarda usta çırak ilişkisiyle öğrenilir, gelişkin toplumlarda örgün eğitimle edinilir. Çağdaş toplumlarda ise belirli diploma gerektiren profesyonel bir uğraş niteliği kazanır. Bu olgu diğer çoğu meslekler gibi öğretmenlik mesleği için de geçerlidir.
Günümüzde öğretmenlik mesleği öğretmen olan kimseler tarafından yürütülür. Öğretmen, mesleği öğretmek olan kimsedir. Günümüzde öğretmen, öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği yeterlikleri kazandıran yüksek öğrenimi bitirerek aldığı diplomayla öğretmenlik yapma yetkisini elde etmiş olan kimsedir.
Dar anlamıyla öğretmenlik öncelikle öğretimcilik demektir. Ancak öğretmenlikte "öğretme' "göreviyle sınırlı kalınmaz, yetinilmez. Çünkü "öğretme" "eğitme" ile iç içe işler gerçekleşir. Böylece öğretmenlik daha geniş bir anlam kazanır. Bu anlamda öğretmenlik eğitmenliği de kapsar, içerir. Öyleyse, geniş anlamıyla öğretmenlik öğretme odaklı eğitimciliktir. Buna göre öğretmenlik mesleği öğretme odaklı bir eğitimcilik mesleğidir.
İnsanlık tarihinde olduğu gibi Türk tarihinde de öğretmenlik çok eski bir uğraşı alanıdır. Bir uğraşı alanı olarak öğretmenliğin başlangıcı çok eskidir, öğretme çabalarının ilk başlangıcına dayanır. Öğretme çabalarının kökleri tarihin derinliklerine uzanır. Bu çabaların bir uğraşı alanı niteliği kazanması, bu uğraşı alanının öğretmenliğe dönüşmesi ve öğretmenliğin meslekleşmesi ise epey yenidir. Öğretmenliğin tamamen kendine özgü bir uzmanlık mesleği olması ise çok daha yenidir.
Günümüzde öğretmenlik kendine özgü bir profesyonel uğraş alanıdır. Genel anlamda profesyonel, bir işi kazanç sağlamak amacıyla ve ustalıkla yapan kimse demektir. Böyle bir kimse işin tüm gerekleriyle tüm inceliklerini öğrenmiş olmak durumundadır. Günümüzde öğretmenlik mesleği profesyonel bir meslek olarak kabul edilir. Öğretmenlik artık (özel) alanda uzmanlık, akademik çalışma, mesleksel formasyon ve üniversite diploması gerektiren kendine özgü bir profesyonel meslek statüsü kazanmış bulunmaktadır.
Prof. Dr. Ali UÇAN Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fak. Öğretim Üyesi | |
|
TÜRKİYE'DE ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN TARİHÇESİ
Ülkemiz yaklaşık bin yıldır Türkiye'dir. Türkiye'de öğretmenlik mesleğinin kökleri bin yıl öncesine giden uzun bir geçmişe dayanır. Bu nedenle Türkiye'de öğretmenlik mesleğine genel olarak bakarken konuyu Selçuklu Türkiyesi, Osmanlı Türkiyesi ve Cumhuriyet Türkiyesi olmak üzere üç ana dönemde ele almak gerekir:
1. Selçuklu Türkiyesinde öğretmenlik genel olarak "din adamlığı", "hocalık", "imamlık" ve "müezzinlik" ile iç içe bir meslekti. Bu dönemde öğretmenlik mesleği dinsel ağırlıklı çok işlevli bir meslek niteliği taşır. Örgün eğitim kurumlarından sıbyan mekteplerinde öğretmenlik "muallimlik" olarak medreselerde öğretmenlik ise "müderrislik" olarak adlandırıldı. Sıbyan okullarında ve genel medreselerde öğretmenlik mesleğine ilişkin görevlerin temeli ve ağırlık merkezi dini öğretmekti. Bu dönemde öğretmenlik mesleğini edinim genel eğitimden ve din adamlığından ayrı bir uzmanlık alanı olarak düşünülmezdi. Bu nedenle öğretmenlik için ayrı bir program veya ayrı bir meslek ve ihtisas medresesi yoktu.
2. Osmanlı Türkiyesinde öğretmenlik mesleğine ilişkin durum 15.Yüzyıl ortalarına kadar Selçuklu dönemindekinin hemen hemen aynıydı. Osmanlı döneminde ilk kez Fatih Sultan Mehmet öğretmenlik mesleğini dinsel ağırlıklı olmaktan kurtarma, dünyasal boyutlu oluşturma ve dolayısıyla laikleştirme doğrultusunda çok önemli bir adım atmıştır. Bu adım Türkiye'de öğretmenlik mesleğine ilişkin ilk gerçek bir atılımdır. Ancak eldeki bilgilere göre ne yazıktır ki bu atılımcı girişim Fatih'ten sonra sürdürülmemiş, süreklilik kazanmamış ve böylece Fatih'le başlayan ve Fatih'le biten bir atılım olmaktan öteye geçmemiştir. 18.Yüzyılın ikinci yarısında başlayan yenileşme hareketi 19.Yüzyılın ilk yarısında batılılaşma hareketine dönüşürken, 15.Yüzyıldaki ilk yönetimince yeni bir anlayışla gerçekleştirilen yeni bir atılımla öğretmenlik mesleği kendi meslek okuluna, yani öğretmen okuluna kavuşmuştur (1848). Anlamlı bir rastlantı olarak adını Fatih'ten alan bir semtte kurulup açılan bu okulla birlikte öğretmenlik kendine özgü bir meslek olma sürecine girmiş, yeni ve yenillikçi bir nitelik kazanmaya başlamıştır. Bir süre sonra öğretmen okulu çıkışlıların hukuki statüleri düşünülüp belli kurallara bağlanmaya ve öğretmenliğin meslekleşmesine ilişkin hukuksal düzenlemeler başlamıştır (1869, 1892). Bu süreç 20.Yüzyılın ikinci on yılında biraz daha gelişerek sürerken öğretmenlik mesleğine ilişkin anlamlı bir birikim oluşmuştur. Bu birikimle birlikte somut bilimin yol gösterici ışığında yenilikçi öğretmenlik mesleği açıkça ortaya çıkmıştır.
3. Cumhuriyet Türkiyesinde öğretmenlik mesleği yurdun kurtarıcısı ve Cumhuriyet'in kurucusu Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yönlendiriminde çağdaş. Ulusal ve laik bir temele dayandırılmış: bu temelden kaynaklanan anlayış ve yaklaşımla yeniden yapılandırılmış. Sağlam ve tutarlı bir çerçeve içine alınmış gerçek yörüngesinde oturtulmuştur. Bu doğrultuda gerçekleştirilen yasal düzenleme ve uygulamalarla Cumhuriyet döneminde öğretmenlik mesleği çok saygın etkin ve etkili bir meslek niteliği kazanmıştır. 1924'te öğretmenlik mesleği yasayla tanımlanmış. Böylece yasal bir meslek niteliğine kavuşmuştur. Bunda Atatürk'ün eğitime, öğretmene ve öğretmenlik mesleğine bakışı çok etkin ve belirleyici rol oynamıştır. Atatürk'ün öğretmenlik mesleğine bakışı şu sözlerinde kesin bir nitelendirim açık bir anlamlandırım ve derin bir anlatım bulur:
- Dünyanın her yerinde öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer üyeleridir. (1923)
- Ulusumuzu yetiştirmek gibi kutsal bir görevi üstüne almış olan yüce Türk öğretmen topluluğu ...(1921)
-Gelecekteki kurtuluşumuzun saygıdeğer öncüleri olan Türkiye öğretmenleri...(1921)
- Hükümetin en verimli ve en önemli görevi milli eğitim işleridir..(1922)
- Cumhurbaşkanı olmasaydım Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim...
- Benim asıl kişiliğim (niteliğim) öğretmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim...(1936)
- Eğitimdir ki ulusu özgür; şanlı ve yüksek bir toplum olarak yaşatır..(1924)
- Eğitim okul demektir. .(1919)
- Okul adını hep birlikte büyük saygı ile analım! (1922)
- Gerçek zaferi siz (öğretmenler) kazanıp sürdüreceksiniz..(1922)
- Eğitim bakanı olarak milli irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.
- Bilim ordusunun değeri siz öğretmenlerin değeri ile ölçülecektir...(1923)
- Öğretmenler...bilim esasından kazanmaya başladıkları egemenliği sonuca ulaştırmalıdırlar.
- Bununla öğretmenlik mesleği gerçek gelişme devrine dahil olacaktır...(1924)
- Öğretmenler sizin başarınız Cumhuriyet'in başarısı olacaktır...(1924)
- Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır...(1924)
- Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür.Vicdanı hür.İrfanı hür nesiller ister...(1924)
- Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir...(1925)
Atatürk Türkiye'yi yönettiği 1919-1938 yılları arasında geçen 19 yıllık süre içinde kamu önünde yaklaşık olarak en az 40 kez olmak üzere en çok milli eğitim ve öğretmen konularını ve dolayısıyla öğretmenlik mesleğini işlemiştir. Bu bağlamda 1'i Sivas Kongre'sinde 15'i TBMM 'ni açış söylevlerinde ve 9'u öğretmen kongre ve toplantılarında 4'ü halkla konuşmalarında 2'si CHP kurultaylarında 1'i İzmir İktisat Kongresini 1'i Anakara Hukuk Mektebini 1'i Cumhuriyet'in 10.yıldönümünü açış söylevlerinde 1'i Konya orduevinde subaylarla konuşurken ve 1'i de milletvekili seçim bildirgesinde 2'si basın önünde ve 1'i öğretmen okulunda olmak üzere kamu önünde en az 39 kez bu konuları ele almış:
Bu konularda görüş ve düşüncelerini açıklamış, ilkeler ortaya koymuş, değerlendirme ve önerilerde bulunmuş, yönergeler vermiştir. (Öztürk 1992:İnan 1983a ve 1983b: TDK 1979).Ayrıca çeşitli zamanlarda yaptığı okul ziyaretleri ile özel görüşme,söyleşi ve konuşmalarında da sık sık aynı konulara değinmiş, aynı konular üzerinde durmuştur.
Bu arada Atatürk, çağdaş Türk eğitiminde çok büyük anlam ve önem taşıyan Millet Mektepleri Başöğretmenliğine kabul ederek (1928) öğretmenlik mesleğine çok somut ve etkin bir biçimde katılmıştır.Bu katılımıyla Öğretmenlik mesleğine çok büyük bir değer, onur ve saygınlık kazandırmış :öğretmenlik mesleğini yüceltmiştir.
Atatürk'e göre öğretmen " yetiştirici, eğitici, öğretici, yaratıcı, geliştirici" olmasının yanı sıra aynı zamanda " öncü, kurtarıcı, kılavuzlayıcı, yenileştirici, savaşımcı-devrimci, değişimci-dönüşümcü, örnek olucu, yükseltici , yüksek hizmet verici , kutsal bir görev üstlenici" dir. Bütün bunlarla Atatürk'ün tanımladığı öğretmenlik tam anlamıyla gerçek öğretmenliktir.
Atatürk'ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde gerçek öğretmenlik mesleği ile Atatürk, Cumhuriyet, ulus ve çağdaşlaşma arasında doğal köklü ve sımsıkı bir bağ ve iç içe geçen derin bir ilişki vardır. Bu dönemde çağdaş Cumhuriyet öğretmenliği öne çıkan bir meslektir.
Prof. Dr. Ali UÇAN Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fak. Öğretim Üyesi
|
|